Genel,

Hayata Tanık Kalabilmek

Yıllar yeni yeni gelir ve biz içinde miyiz dışında mıyız çemberin, anlayana kadar geçiverir. 365 günlük yeni takvim zamanı başlar, tek tek geride bırakırken günleri, herşeye tanıklık etmeye devam ederiz. Tanıklık; davalı, davacı, avukat ya da hakim olmanın dışında, yorumsuzca, yalnızca gördüğünü ortaya koymak için öylece duruvermektir zamanın içinde. Tanıklık;  eklemeden, çıkarmadan, olanı olduğu gibi görebilmektir. Yargılamadan, sorgulamadan, incitmeden ve talep etmeden. Öylece durarak.

Elbette sürekli tanık olarak yaşamak zor. Hiç eylemeden, dokunmadan, değiştirmeden yaşamı, öylece tanıklıkla yetinmek, tercih de edilmeyebilir. Ama düşünsenize, müdahale etmeden, değiştirmek zorunda olmadan, sorumluluk altına girmeden yaşamak da cazip değil mi? Çocuğunuz ders çalışsın diye çırpınmak zorunda olmamak mesela…  Çalışmayacaksa, başarmayacaksa sonuçlarına katlanmasını göze almak… Herkesin zannettiği gibi  uyumlu bir çift olarak kalabilmek için kendinizi heba etmemek mesela… Bırakıvermek öylece, herkes anlasın nasıl da sizin çabanızla ayakta kalıyordu ilişki, bırakıp yıkılışını seyretmek… Arkadaşlarınızı memnun etmek için koşuşturmamak mesela… İddia ettikleri gibi sizi seviyorlarsa, biraz da onlar program yapsınlar, sizi  davet etsinler diye beklemek… Anneniz üzülecek diye hastalığınızı saklamamak mesela… Anneniz de bu kez kendini değil, sizi düşünebilsin, kendi derdini ikinci plana atıp sizinle gerçekten ilgilenebilsin diye beklemek…

Siz kendi ihtiyaçlarınıza bir bakın. Nelere sadece tanıklık etmek istiyorsunuz? Karışmak istemediğiniz, üstünüze sorumluluk almak istemediğiniz halde bırakamadığınız ilişkiler, işler, bağlantılar; kimbilir ne yükleriniz var… Acaba  bir süreliğine de olsa sadece tanık kalmayı denemek ister misiniz? Herkes kendi işine gücüne baksın, siz biraz kenarda durun, herşeye atlamayın, her sorun için çözüm önermeyin, sizsiz bu dünya nasıl dönüyor biraz seyredin…

Eğer bunu yaşarken yaparsanız, bir cevap bulacaksınız. Ama dünyayı seyretmek için ölmeyi beklemeyin…

Özden Yılmaz Bilgin

Psikolojik Danışman/Aile Terapisti

0yorum yok

Yazar

Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışma Anabilim Dalı’ndan 1987’de mezun olmuştur. Yüksek Lisansını Ankara Ünivesitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde, Disiplinlerarası Aile Danışmanlığı programında tamamlamıştır. Çeşitli ilk ve ortaöğrenim kurumlarında psikolojik danışman ve Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nde yönetici olarak çalışmıştır. 1996 yılından bu yana psikoterapi ve kişisel gelişim alanına yönelmiştir. İletişim becerileri eğitimi, halkla ilişkiler, liderlik ve motivasyon, stres yönetimi, öfke yönetimi, sınav kaygısı, aile eğitimi gibi çeşitli kurs ve seminerlerde eğitimci olmuş, panel, toplantı ve konferanslarda konuşmuştur. 2009 yılında TRT Radyo 1 Kampus programında üniversiteye hazırlık konusunda danışmanlık, 2010 yılında TRT Ankara Radyosunda bir yıl süreyle her Perşembe akşamı iletişim ve yaşam becerileri konusunda program yapmıştır. 2003-2008 yılları arasında yönetim kurulunda da görev aldığı Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği’nin “Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birimi”nde çalışmıştır. Bilişsel Davranışçı Terapi, Pozitif Psikoterapi ve Aile Terapisi, Oyun Terapisi, Sanatla Terapi ve Yaratıcılık Eğitimi, Transaksiyonel Analiz, Sistemik Psikoterapi, Psikodrama ve Yaratıcı Drama liderlik eğitimlerini almıştır. Bu alanlarda mesleki gelişim ve psikoterapist yetiştirme eğitimleri vermektedir. Kurucusu olduğu Olgu Psikolojik Danışma Merkezi’nde aile terapisi ve bireysel terapi, oyunla terapi, grupla psikolojik danışma hizmetlerini sunmaya, kurum ve kuruluşlara liderlik, motivasyon, kurumsal gelişim ve süpervizyon, personel eğitimi programları hazırlama, eğitim yapma, kişisel ve kurumsal gelişim konularında danışmanlık hizmeti verme hizmetlerini sürdürmeye devam etmektedir.

Bir cevap yazın

Araç çubuğuna atla