Genel,

Evlilik Ölçütleri

Televizyon kanallarındaki evlilik programlarını birkaç izlediğim oldu. Amaçlarını sorarsanız, kendi hayatı içinde evlenme, bir eş bulma olanağı olmayan kişilere yardım etmek, aracılık etmek, “yuva” kurdurmak olarak tanımlarlar. Yani sosyal bir fayda sağlamak istiyorlar, toplumun ihtiyaçlarına katkıda bulunmak istiyorlar. Herhalde, hepsi niyetini böyle açıklar.
Peki gerçekte olan ne? Aralarına profesyonel tiyatro sanatçılarının da serpiştirildiği, bu programları bir geçim kapısı haline getirmiş kişilerin, sahte, samimiyetsiz oyunları sahneleniyor ekranlarda. Hayattan beklentileri ergen çocuklar düzeyinde kalmış, duygularını, düşüncelerini birbirinden ayırt etme becerisine sahip olamayan yetişkin kadın ve erkeklerin pazarlıklarını izliyor milyonlarca insan. Sunucular, çocuk avutur ya da azarlar gibi, -tabi çocuğa da yapılsa anormal olan- konuşmalar yapıyorlar. İnsanları bırakın birbirine yakınlaştırmak, adeta kızıştırmak ve kavga ettirmek için çabalıyorlar.  Oradaki düzeysizliğin akıl alır yanı yok ve hiçbir mutluluğa, hiçbir iyi ilişkiye yol açabileceğine inanmıyorum. Nitekim, geçen yıllarda bu programlarda gerçekleşen evliliklerden birinde, koca, karısını öldürmüştü. Üçüncü evliliğini yapan koca, karısının ilk evliliğinden olan 10 yaşındaki oğlunun evlerine gelmesini istemediği için tartıştıklarını söylemişti. Tartışmayı bitirme yolu da, karısını bıçaklamak oluştu. Problem çözme yeterliliği bu düzeyde olan bu insanları bir araya getirirken, bu riskleri kimse ciddiye alıyor mu, bir uzmandan yardım alınıyor mu? İnsanlar böyle göz önünde iken gerçek duygu ve düşüncelerini ortaya koyuyor ve gerçek kendileri gibi davranıyor olabilirler mi? Yoksa beklenen özellikleri mi sergilerler?
Peki sağlıklı bir evlilik yapmanın ölçütleri var mı? Herkes için standart olabilecek temel konular neler olabilir?
Elbette, her insanın biricikliği gibi, her ilişki de biricik. Yine de kendine bazı sorular sorarak bir evliliğe başlamayı tercih edebilir insanlar.
Örneğin, evleneceği kişinin problem çözme tarzının ne olduğuna dikkat edebilirler. Bir bardak kırılınca ilk tepkisi ne olur? Olan oldu, şimdi kırıkları toplayalım mı der yoksa niye dikkat etmiyorsun diye mi söylenir? Erkek ve kadın olarak çatışmalara nasıl tepki verdiklerinin farkında olmaları ve bu konuyu ciddiye almaları, çiftler için çok önemli olacaktır.
Örneğin, birlikte ne kadar eğlendiklerine dikkat edebilirler. Evleneceği kişiyle eğlenemeyen insanlar, bir süre sonra giderilmemiş ihtiyaçlar nedeniyle gerginlik yaşayacaklardır. Bunun sonucunda ya öfkelenme ve çatışma ya da içe kapanma ve hastalıklar ortaya çıkacaktır. Her çift, kendi eğlence stilini oluşturur. Önemli olan, bu ihtiyacı görmezden gelmemeleridir.
Örneğin, birbirlerini arzulayıp arzulamadıklarına, yıllar sonra da aynı kişiyle beraber olmayı isteyip istemeyeceklerine dikkat edebilirler. Yakın ilişkide duygular çok önemlidir ve duygusallıktan yoksun bir evlilik, bir süre sonra sadece “katlanma”ya dönüşecektir. Oysa insan, katlandığı zaman hem kendisine, hem karşısındakine haksızlık ediyor demektir.
Demem o ki, evlilik programlarına ihtiyacımız yok. Evliliği ve öncelikle kendimizi ciddiye almaya ihtiyacımız var. Bunu yapanlar, sonuç alabiliyorlar. 
0yorum yok

Yazar

Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışma Anabilim Dalı’ndan 1987’de mezun olmuştur. Yüksek Lisansını Ankara Ünivesitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde, Disiplinlerarası Aile Danışmanlığı programında tamamlamıştır. Çeşitli ilk ve ortaöğrenim kurumlarında psikolojik danışman ve Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nde yönetici olarak çalışmıştır. 1996 yılından bu yana psikoterapi ve kişisel gelişim alanına yönelmiştir. İletişim becerileri eğitimi, halkla ilişkiler, liderlik ve motivasyon, stres yönetimi, öfke yönetimi, sınav kaygısı, aile eğitimi gibi çeşitli kurs ve seminerlerde eğitimci olmuş, panel, toplantı ve konferanslarda konuşmuştur. 2009 yılında TRT Radyo 1 Kampus programında üniversiteye hazırlık konusunda danışmanlık, 2010 yılında TRT Ankara Radyosunda bir yıl süreyle her Perşembe akşamı iletişim ve yaşam becerileri konusunda program yapmıştır. 2003-2008 yılları arasında yönetim kurulunda da görev aldığı Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği’nin “Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birimi”nde çalışmıştır. Bilişsel Davranışçı Terapi, Pozitif Psikoterapi ve Aile Terapisi, Oyun Terapisi, Sanatla Terapi ve Yaratıcılık Eğitimi, Transaksiyonel Analiz, Sistemik Psikoterapi, Psikodrama ve Yaratıcı Drama liderlik eğitimlerini almıştır. Bu alanlarda mesleki gelişim ve psikoterapist yetiştirme eğitimleri vermektedir. Kurucusu olduğu Olgu Psikolojik Danışma Merkezi’nde aile terapisi ve bireysel terapi, oyunla terapi, grupla psikolojik danışma hizmetlerini sunmaya, kurum ve kuruluşlara liderlik, motivasyon, kurumsal gelişim ve süpervizyon, personel eğitimi programları hazırlama, eğitim yapma, kişisel ve kurumsal gelişim konularında danışmanlık hizmeti verme hizmetlerini sürdürmeye devam etmektedir.

Bir cevap yazın

Araç çubuğuna atla