Genel,

“BÜYÜMEME” KARARI ALAN ÇOCUKLAR

Daha dün doğmuş gibiyken yıllar çabucak geçmiş, çocuğunuz büyümüş, okul yaşına gelmiş,  kaydını yaptırdınız, giysileri, çantaları hazırlandı… Okul açılınca öğretmeniyle tanışacak, yeni arkadaşları olacak. Her gün okuldan gelince heyecanla soracaksınız, “nasıl geçti bugün, okulda neler yaptınız?”… Anlatmak istemezse zorlamayacaksınız, anlattıklarına şaşarak, ilgiyle dinleyeceksiniz. Onun nasıl da büyüdüğünü farkettikçe sevinçle, coşkuyla dolacak içiniz…

Eğer böyle olursa, ne ala… Ama her zaman böyle olmuyor. Bazı anne-babalar çocuklarının büyümelerini engelliyorlar.  Çocuklarına tek başlarına “yetersiz”, “güçsüz”, “beceriksiz” oldukları mesajını vererek onların bağımsızlık yönündeki hareketlerini baltalıyorlar. “Sen yapamazsın, ver ben yapayım” diyorlar örneğin. “Üşüdün, acıktın, yoruldun” diyorlar. Çocuğun kendi duyguları yokmuş gibi, onun yerine hissediyorlar. Okulda neler yapmaması veya neler hissetmesi gerektiğini öğütlüyorlar. “öğretmeni iyi dinle, arkadaşlarınla kavga etme, korkma, ağlama” diyorlar örneğin. Çocuğun okulu keşfedilecek, eğlenceli ve mutlu olunacak bir yer olarak görmesini sağlayamıyorlar, ya da “orası çok güzel, çok eğleneceksin” diye abartılı tanımlar yapıyorlar. Kısaca, “sen beni dinle, benim gibi düşün, benim gibi hisset” diyorlar. Çocuk bu kalıba giremez ya da sığmazsa da, eleştiriler başlıyor:  “Aaa ama sen büyüdün, niye ağlıyorsun, niye korkuyorsun, niye şımarıyorsun, niye okula gitmek istemiyorsun”… 

Siz böyle davrandıkça o büyüyemez ki.   Bu yaklaşım, gelecekte onların kendine güvenmeyen, kendi ayakları üzerinde duramayan kişiler olmalarına yol açar. Bu çocuklar çocukken “büyümeme” kararı alır ve tüm bir yaşamı kendi iki ayağı üzerinde yürüyemeyen, başkalarına bağımlı küçük bir çocuk olarak yaşarlar. Bu insanları tanırsınız, tek başına yaşayamaz, kocası olmadan bir işi yapamaz, karısı yardım etmeden giyinemez, arkadaşları onaylamadan sevgilisini seçemez, başarısızlıkları için hep başkasını suçlar, sorumluluk alamaz.

Siz böyle bir çocuk büyütmek istemiyorsanız, okula başlama yaşı gelmiş çocuğunuza güvenin. Onun problem çözme gücü var, aksiliklerle karşılaşsa bile çözüm arayabilir, sizin izin vermenize ihtiyacı var sadece. Okula başlamayı gerçek bir gelişim fırsatı olarak görün. Okulda kendini ve çevresini yeniden keşfedeceği zamanlar geçirmesini önerin.

Büyümüş ama büyüyememiş olan yetişkinler, çocukluklarında kendilerini yeterli ve değerli biri olarak hissedemeden, hep onay almak zorunda imiş gibi, kendi kararını alamadan yaşamak zorunda kalmışlardır. Koruyucu ebeveynler çocuklarını hep “çocuk” olarak görürler ama onlara sorsanız, çocuklarının  bağımsız kişiliğe sahip, problem çözebilen bir yetişkin olmasını hayal ettiklerini iddia ederler. Hayal ettikleri doğrudur ama davranışa geçiremedikleri de ortadadır.

Siz çocuklarınıza güvenmeyi deneyin. Emin olamıyorsanız, zorlanıyorsanız yardım isteyin. Ama bunu çocuğunuza yüklemeyin. Bırakın, büyüsün, bedeli sizden uzaklaşması olsa bile…

0yorum yok

Yazar

Profilim henüz hazır değil... ;)

Bir cevap yazın

Araç çubuğuna atla