Genel,

BİR AVUÇ SEVGİ…

“Kendisini güvende hissetmenin tek yolunu biliyordu: insanlara mesafeli olmak. Herkese  güvenilmez.  Size samimi görünür sonra hakkınızda konuşurlar. Eğer kimsenin size yaklaşmasına izin vermezseniz, hayal kırıklığı da yaşamazsınız. En iyisi uzak durmak. İşimi yapar, çıkar giderim.

Yeni gelen mesai arkadaşı ise tam tersiydi, sürekli yakın davranıyor, çay, kahve içmek için ısrar ediyor, işten çıkarken biraz zaman geçirmek için onu zorluyordu. Bazen ona katılıyor ama daha çok, “benden ne istiyor olabilir” diye düşünüyordu.

6 kardeşin arasında büyümüştü. İkinci çocuk olarak ablasının gölgesinde ve kendisi de kardeşlerine kol kanat  gererek yaşamıştı. Anneleri altı çocuğun bakımı, evin düzeni, babasının memnun edilme arzuları içinde, hep işi olan, hep yorgun bir kadındı. Onu sevip okşadığını hatırlamıyordu. Oyun oynadığını ya da derdini sorduğunu, büyürken karşısına nelerin çıkacağından söz edip onu hayata hazırladığını, ablasının ona kendi işlerini yaptırıp ezdiği zamanlarda, annesinin onu koruduğunu,  hayır, böyle şeyleri hatırlamıyordu.

Sevmeyi öğrendiği tek kişi, anneannesiydi. Anneannesi onu korur, savunur ve sarılıp öperdi. Anneannesinin ziyaretlerini heyecanla bekler, giderken onunla gitmek isterdi. Annesi izin vermezdi, otur oturduğun yerde diye kızardı. Bu beraberliği anneannesinin de çok istediğini, ama annesi yüzünden gidemediğini düşünürdü.

Sonra anneannesi öldü. Çok ağladı arkasından. Bir gün annesi dedi ki, “artık yeter ağladığın. Çocukken de onun peşinden ağlardın. Gitmek isterdin. Ama o seni götürmek istemezdi.  Kendisi de söylemez, bana yok dedirtirdi. Çocukları sevmez o. Seni severdi ama o kadar işte!”

Annesinin doğru söylemediğini düşündü hep. Buna inanmak istemedi. Yine  de içinde bir ses, “seni kimse sevmedi, o da sevmedi, kimseye güvenilmez bu hayatta” dedi durdu.

Ama bu kadın, bu arkadaşı, düşüncelerini değiştiriyordu… Sanki koşulsuz bir sevgi vaad ediyordu. Onu öylece, olduğu gibi kabul ediyor, isteksiz ve huysuz hallerine bakıp vazgeçmiyor, sabırlı oluyor ve sadece sevgisini paylaşıyordu. İstediği tek şeyi, bir avuç sevgiyi sunan bir arkadaştı o…”

Çocuklarınızdan esirgemeyin bu bir avuç sevgiyi. Gerçekten tek ihtiyaçları budur. Avucunuzla verin hem de, temas ederek, omuzuna, sırtına dokunarak, yüzünü avuçlayarak, ellerini avucunuzun içine alarak…

Bir avuç sevgi, sel olur sizin ellerinizden çocuklara giderken…

0yorum yok

Yazar

Profilim henüz hazır değil... ;)

Bir cevap yazın

Araç çubuğuna atla