Genel,

BEN, BEN OLMAK İSTERSEM…


Ankara’da, Hukuk öğrencisi üniversiteli genç, kopya çekmesine göz yummadığı için öğretim üyesini öldürdü. Henüz mesleğinin başında, genç bir akademisyen,  üç ay önceki düğününden sonra evliliğinin başında bir eş, yaşamının baharında bir evlat, pek çok acılı insanı geride bırakarak yaşamdan ayrıldı. Ne kadar çok üzüldük! Susup acıyı hissetmekle yetinemedik ama… Geçen hafta boyunca gündemimizde yer alan bu sarsıcı, üzücü olayın arkasından yine yorumlar, ilenmeler, bilirkişi ifadeleri aldı başını gitti. Kimileri suçun kaynağını eğitim sisteminde buldu, kimileri ailenin çocuk yetiştirme tutumunu suçladı. Ben de bu durumu izledim bir kaç gün. Ne kadar çok herşeyi yorumluyor ve kendimizden menkul kararlar veriyoruz tanrım! Ne kadar çok biliyoruz, suçluları tesbit ediyoruz, yapılması gerekeni buyuruyoruz!

Ben de böyle yapıyor muyum, diye düşündüm. Yapıyorumdur belki. Her hafta köşe yazısı yazarken, ben de akıllar verip, şunu şöyle bunu böyle yapabilirsiniz diyorum. Sık sık anne babalara, öğretmenlere yöntemler öneriyorum. Bildiğim, öğrendiğim konuları açıklıyorum. Deneyimlerimi ya da anılarımı anlatıyorum. Zihnimi, yüreğimi, yaşantımı paylaşıyorum…

Ama acaba bilirkişi edasıyla mı yapıyorum bunları yoksa karşımdakine de inanarak, güvenerek, ona bir seçenek oluşturmak için, bir davette bulunmak için mi yazıyorum? Sadece kendi aklımı mı beğeniyorum yoksa, karşımdakilere deneyimlerini, becerilerini hatırlatıyor muyum? Suçlayıcı bir tarzım mı var yoksa açıklamalar mı arıyorum? İnsanları yaptıkları ve düşündükleri için etiketliyor ve damgalıyor muyum yoksa değişime, gelişime davet mi ediyorum? Bir konuya ilk duyduğum anda mı yoksa araştırıp öğrendikten sonra mı tepki mi veriyorum?

Bana sorarsanız, ben cümlenin ikinci yarısındaki gibi davranıyorum. Umarım başarıyorumdur. Bu yüzden,  kendimi tüm bu konularda yeniden gözden geçirmeye ve dikkatli olmaya karar verdim. Çünkü ben bana buyurgan konuşan, beni ciddiye almayan, bir şey bilmezmişim gibi beni  hep kendi doğrusuna çağıran insanlarla olmayı tercih etmiyorum. Demek ki başkaları da böyle hissedebilir. O yüzden, cümlelerimin yüklemini “-meli, -malı” olarak kurmak yerine, “-ebilir” olarak kurabilirim. Hem saygılı, hem net  olabilirim. Saldırgan üslup kullanmadan da kararlı olabilirim. Alttan almak yerine   dürüst olabilirim.

İstediğim kişi olmak için tüm gizili güçlerimi harekete geçirebilirim. Bunu tamamen başaramasam da, bu çabanın içinde mutlu olabilirim. Ben, ben olmak için elimden geleni yapabilirim.

0yorum yok

Yazar

Profilim henüz hazır değil... ;)

Bir cevap yazın

Araç çubuğuna atla